.
.
İ. Murat ÇİÇEK
Minval - suhutunsesi@hotmail.com

VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT

29 Ocak 2019, Salı

     

 

Hayat bir mücadele, hepimiz iyi bir yaşam için veya hedeflerimize ulaşmak için çaba gösteriyoruz. 
Fakat ne yaparsak yapalım nasibimizden öteye geçemiyoruz. 
Yaşanmış çok meşhur, bilinen bir hikâyeyi aktarmaya çalışayım. 
Sultan Mahmut tebdili kıyafet ile dolaşmaya başlamış. 
Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. 
Haliyle herkes bir şeyler istiyor.
Tıkandı Baba, çay getir!..
Tıkandı Baba, kahve getir!..
Bu durum elbette Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş. 
Tıkandı Baba’nın yanına gidip.
– Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?
– Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.
– Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi.
Tıkandı baba da bu gariban görünümlü efendiye peki deyip başlamış anlatmaya;
Bir gece rüyamda çokça insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. 
Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. 
Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. 
Rüya bu ya, ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı.
Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim, uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. 
Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi.
Rüyayı kime anlattıysam, o gün bu gün adım “Tıkandı Baba”ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. 
Şimdi de burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyorum.
Tıkandı Baba’nın anlattıkları Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş. 
Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına:
“Her gün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altına da bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz” demiş.
Sultan Mahmut’un adamları ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba’ya baklavaları vermişler. 
Tıkandı Baba bir hayırseverin gönderdiğini zannettiği baklavayı almış, bakmış baklava nefis görünüyor.
– “Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim” diye içinden geçirmiş. 
Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken “Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim, böyle güzel görünen bir tepsi baklava epey para eder” demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya.
Taze baklava, güzel baklava!
Bu esnada oradan geçen bir adam baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı Baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış.
Müşteri baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış... diğer dilim, diğer dilim derken bir bakmış ki her dilimin altında altın var. 
Nasıl mutlu olmasın, baklava alıyorsun, her dilimin altında birer altın var. 
Her neyse, Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı Tıkandı Baba’ya getirmişler. 
Tıkandı Baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş.
Müşteri hiçbir şey olmamış gibi: “Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım” demiş. 
Tıkandı Baba da çok sevinmiş tabi ki “peki” demiş ve anlaşmışlar. 
Tıkandı Baba’ya her akşam baklavalar gelmiş ve müşteri de her akşam Tıkandı Baba’dan baklavaları satın almış. 
Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut:
“Bizim Tıkandı Baba’ya bir bakalım” deyip Tıkandı Baba’nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. 
Girmiş girmesine ama bir de ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. 
Sultan:
– “Tıkandı Baba sana baklavalar gelmedi mi?” demiş.
Tıkandı Baba şaşkın bir halde baklavaların sultandan geldiğini anlamış.
– Geldi sultanım!
– Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?
– Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağ olasınız, duacınızım, yardımcı olmanıza çok sevindim.
Sultan şöyle bir tebessüm etmiş.
“Anlaşıldı Tıkandı Baba anlaşıldı, hadi benimle gel” deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş.
“Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir” demiş. 
Tıkandı Baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda, düştü düşecek. 

Sultan demiş;
“Baba senin buradan da nasibin yok. 
Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar” demiş ve askerlerden birini çağırmış.
“Alın bu adamı Üsküdar’ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. 
O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin” demiş.
Padişahın adamları ’peki’ deyip adamı alıp Üsküdar’a götürmüşler.
Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler.
Baba, “niçin?” demiş. 
Askerler:
“Hele sen bir beğen bakalım” demişler. Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline ama zor taşıyor.
“Ne olacak şimdi” demiş.
“Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı” demişler.
Adam taşı kaldırmış kaldırmasına ama tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. 
Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişah’a haber vermişler. 
İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş:

“VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT”

Hayat mücadelemiz içinde kazanmak, başarmak elbette önemli, fakat nasibimize düşene de razı olmak lazım.   



Yazarın Tüm Yazıları
VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT
Kristal Top