M. Selim SARIKAYA
Arayış - suhutunsesi@hotmail.com

GELECEĞİ DÜŞÜNELİM

5 Şubat 2019, Salı

     

Son birkaç aya kadar üniversitelerin şehirlerimiz için “bacasız sanayi”ye dönüştüğünü düşünüyordum. Ancak yaptığım bazı gezilerden sonra bu fikrimin tamamen değiştiğini söyleyebilirim. Anladığım kadarıyla üniversitelerin “bacasız sanayi”ye dönüştüğünü düşünmek kısa dönemli bir bakış açısı. Evet, kısa vadede üniversitelerin şehre ekonomik katkısı varmış gibi görünüyor, şehre bir canlılık getiriyor gibi duruyor. Ama uzun dönemde bu etki aynı şekilde devam eder mi? Üniversiteler şehirlerimizin ticari kültürlerini, üretim şekillerini nasıl etkiler? Bunlar üzerinde düşünmemiz ve soru sormamız gereken konular.

Üniverisitelerin şehirlerimiz için olumlu yönlerini hepimiz az çok biliyoruz. O yüzden bu yönlerine değinmiyorum. Müşahede ettiğim olumsuzlukları aktarayım genel değerlendirmeyi siz değerli okurlarımıza bırakayım. Olumsuzluklara değinmem için şehirlerimizin yakın geçmişteki ticari hayatlarına değinmem gerekiyor. Şehirlerimizin çoğu çeyrek asır öncesine kadar uzmanlaştıkları bir alanda üretim yapardı hala da devam ediyor farklı şekillerde bu üretim. Örneğin Isparta, halı ve gül; Uşak, dericilik; Kütahya, seramik gibi sıralayabiliriz. Yahu sende Kütahya hala seramik üretiyor, Uşak’ta Deri Organize Sanayi Sitesi var diyebilirsiniz. Bende Kütahya’da önemli bir seramik üreticisinin geçen haftalarda üretimi durdurma kararı verdiğini, Uşak sokaklarında deri bir ürün almak istediğinizde sadece birkaç yer bulabildiğinizi ve Isparta’da ise halıyı sadece müzede görebildiğinizi söylerim. Tabi “Sizler de haklı olarak bunların üniversitelerle ne alakası var? Ekonomik konjonktür böyle” diyebilirsiniz. Şöyle açıklayayım; üniversiteler her ilimizde açılmadan önce şehirler uygun buldukları ve uzmanlaştıkları alanlarda üretimlerini yapmaya çalışıyorlardı. Ancak değişen ekonomik yapı ve oluşan konjonktür içinde şehirlerin ticari yapıları tüketim bazlı bir ekonomik yapıya evrilmeye başladı. Yatırımcılar bir fabrika kurup onlarca iş süreci ile uğraşmak yerine her hangi bir tüketim odaklı yapının bayiliğini alarak işlerini yürütmeyi uygun gördüler.

Bu süreçten ayrı olarak üniversiteler her ilimizde açılmaya başladı. Hepimiz için hatta yukarıda bahsettiğim tüketim odaklı bayilik yatırımı yapan firmalar için bu çok iyi  bir gelişmeydi. Şu an bile çoğumuz fotoğrafı bu şekilde görüyor. Ancak fotoğrafı başka bir açıdan çektiğimizde işin rengi değişiyor sanırım. Üniversiteler on binlerce öğrenciyi şehirlere çekiyor. Öğrencilerin çoğu tüketim odaklı bir hayat yaşıyor. Bu durum, tüketim ekonomisinin körüklenmesi anlamını taşıyor. Yani tüketim harcamaları ve tüketime yapılan yatırımlar artıyor. Genel itibari ile bakıldığında şehirler geçmiş yerli üretim tecrübelerini bir kenara bırakıyor ve hatta unutuyor. Kapısına kilit vurulan her işletme ile ticari bilgi ve birikimler kayboluyor. Her ilde aynı restorantlar ve giyim mağazaları köşeleri kapıyor.

Çünkü gelen öğrenciler onları tercih ediyor. Yerli kültürle yoğrulmuş yerli üretim yapan esnaf gitgide yok oluyor. Yani bahsettiğim şey sadece şehirlerin uzmanlık alanları ile ilgili değil. Yavaş yavaş şehirlerin kimlikleri ile beraber kültürleri de zarar görüyor.  İşin en kötü yanı bu şekilde bir ticari hayat sürdürülebilir değil. Tahmin edemediğimiz ve olmamasını umduğumuz olaylar ülke olarak başımıza geldiğinde tüketim odaklı bu yapının bize verebileceği neredeyse hiçbir şey yok. Ancak diğer türlü üretim yapımızı elimizde tuttuğumuzda kötü durumlar karşısında dahi daha sağlam adımlarla ilerleme şansımız var. Ek olarak üniversite öğrencileri de bir turist gibi yolunacak kaz değil. Geçen aylarda Afyonkarahisar’a yakın illerden birinde üniversite öğrencilerinin harcamaları hesaplanarak bu harcamalar üzerinden politika kurgulanmaya çalışıldı. Bence bu çok hoş bir yaklaşım değil. Afyonkarahisar olarak bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde öğrencilerin şehrin dışında kalmasını sağlayarak iyi bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Bazıları bu durumun tam tersini düşünüyor ve üniveriste öğrencilerinin şehrin dışında kalmasına itiraz ediyor. Olabilir, zaman kimleri haklı çıkaracak bilemeyiz. Kendi penceremden Afyonkarahisar olarak diğer illere örnek teşkil edecek konumdayız diyebilirim. Bizler mermerde, tarımda, gıdada üretime odaklanıyor ve termalde yatak sayımızı arttırıyor öğrencileri kazanç kapısı olarak görmüyoruz. Tabi çeşitli sorunlar var ama aşılamayacak şeyler değil. Kısaca üretime dayalı ekonomi ve planlı tüketim geleceğimiz için önem arz ediyor.

Afyonkarahisar olarak;

Türkiye yürüyorsa biz koşalım, Türkiye koşuyorsa biz uçalım

Bu enerji bizde fazlasıyla var.