M. Selim SARIKAYA
Arayış - suhutunsesi@hotmail.com

ALTUNKÖPRÜ

9 Nisan 2019, Salı

     

Geçen hafta önüme bir haber düştü. Bu haber Irak ile alȃkalı idi. Türkmen kardeşlerimizin yoğun olarak yaşadığı beldelerden bir tanesi olan Altunköprü’de aşırı yağış sonucu Zap Nehri’nin taştığı ve bazı evlerin boşaltılmak durumunda kaldığı yazıyordu. Biliyorsunuz ki geçtiğimiz 28 Mart’ta Altunköprü Katliamı’nın yirmi sekizinci yıldönümüydü. Tabi bu iki haber aklıma hemşehrimiz Orman ve Su İşleri Eski Bakanı, Irak Özel Temsilcisi Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nu getirdi ve farklı fikirler aklıma geldi.

Irak’ta Türkmen kardeşlerimiz Musul, Erbil, Kerkük, Diyala ve Selahattin gibi illerde yoğun olarak yaşamakta. Altunköprü’de Kerkük ve Erbil arasında kalan Şuhut’umuz gibi güzel bir belde. Şuhut nasıl Türkmen kardeşlerimizin şehri ise Altunköprü’de bizim şehrimiz. Yani birbirimize her zaman her konuda destek olmak hepimizin boynunun borcu. Bu düşünceden hareketle Altunköprü Beldesi ile Şuhut’u kardeş şehir yapsak ve olan manevi bağları eylemlerle kuvvetlendirsek güzel olmaz mı? Hatta Afyonkarahisar’ımızın Irak’tan da bir kardeş şehri neden olmasın? İlişkiler kardeş şehirlik düşüncesinin ötesine geçip sosyal ve ekonomik birliklerin oluşturulmasıyla daha da ileri neden taşınmasın? Sadece Türkmen kardeşlerimiz değil tüm Irak vatandaşları ve iş insanları olarak da bu düşünce geliştirilebilir tabi ki ama biz Afyonkarahisar olarak Türkmen beldelerinden başlayalım. Eğer bu düşünce gerçeğe dönüşürse hayal ettiklerimizin ötesinde güzel şeyler olacağını düşünüyorum. Bilmediğimiz hikâyeler, duymadığımız olaylar, unuttuğumuz tarih ve göremediğimiz fırsatların hepsi gün yüzüne çıkacak.

Türkmen kardeşlerimizin sosyal medya hesaplarında paylaşılan aşağıdaki satırların bile bunun göstergesi olduğunu düşünüyorum. Yazılanlar ise şu şekilde “Altunköprü’lü bir büyüğümüz şöyle anlatıyor Altunköprü’yü; -Altunköprü çocukluk günlerimde Türkmenlerin en çok rağbet ettiği ve gezip gördüğü bir yerdi. Bahar aylarında ve özellikle yaz sıcağında Kerkük ve diğer bölgelerden gelen Türkmenler burada serinlenir, balık tutar ve piknik yaparlardı. Çocuklar su kenarında oynaşır, özgürlük şarkıları söylerlerdi. Zap Suyu’nun kenarında koşan, oynayan gülen insan manzaraları içinde kaybolur giderdiniz. Berrak Zap Suyu’nda yüzenler, kenarında ise şiir ve hoyrat yarışması düzenleyen mutlu insanlar vardı. Taze kavunlarımızın kokusu çevre illere yayılır ve lezzetli balıklarımızı, el işi göz nuru hediyelik eşyalarımızı almak için insanlar buralara kadar gelirdi. Bizim için böyle muhtevaya şahit bir şehirdi...” (Özü Türk Sözü Türk Canım Kerkük Sayfası)

Sayın Eroğlu’nun Irak özelinde su ile ilgili çalışmaları başlattığını hepimiz yakından takip ediyoruz ancak şehir olarak Sayın Eroğlu’na bu konuda yeterince destek olabildiğimizi sanmıyorum. Yukarda belirttiğim düşüncelerden hareketle Afyonkarahisar olarak hem Sayın Eroğlu’na destek olmalı hem de Irak için projeler geliştirmeliyiz. Geliştirmeliyiz ki güçlü olan kardeşlik bağları daha da kuvvetlensin gelecek daha da güzelleşsin. Bu arada sizlere şehrimiz ile alȃkalı bir güzel heberim var. 2.Afyon Kitap Fuarı, 12-21 Nisan tarihleri arasında Afyon Fuar Alanı’nda gerçekleşecek. Tüm kitapseverlerin ve tüm Afyonkarahisar halkının kaçırmaması gereken bir fuar olacağını düşünüyorum. Bir kitapsever olarak yeni kitaplarla tanışmanın ve okunulan kitabın yazarı ile konuşabilmenin ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Bu yüzden benzer etkinliklerin şehrimizde daha da artması temenni ediyorum.

Afyonkarahisar olarak;

Türkiye yürüyorsa biz koşalım, Türkiye koşuyorsa biz uçalım.

Bu enerji bizlerde fazlasıyla var.