.
M. Selim SARIKAYA
Arayış - suhutunsesi@hotmail.com

FİKİR ÜRETELİM

12 Şubat 2019, Salı

     

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde “ Ülkem İçin Bir Fikrim Var” projesinin hayata geçirildiğini çoğu okurumuz duymuştur. “Duymayanlar da bizlerden duysun.” diyelim. Evet, artık ülkemizin geleceği için yapılabileceğini düşündüğünüz fikirleri, projeleri hiç aracısız ülkenin en üst kademesine iletebiliyorsunuz. Her yazımda siz değerli okurlarımızla iyi kötü fikirlerini paylaşmaya çalışan biri olarak bu gelişme beni oldukça mutlu ve memnun etti. Bu yüzden bu yazımda fikir ve proje üretiminin önemine değinmenin doğru olacağını düşündüm.

Hepimizin bildiği ve 2000’li yıllarda neredeyse herkesin telefonlarını kullandığı bir telefon markası vardı. Bu marka son 4-5 yılda tamamen yok olup gitti. Düşünün on yıl önce dünya çapında sektörün liderisiniz ancak on yıl sonra isminiz unutulacak seviyeye geliyor. Bu durumun neden böyle olduğunu, o kuruluşun batmadan önce başında bulunan yöneticisine sorduklarında “Biz hatalı bir şey yapmadık. Ancak bir şekilde kaybettik.” demişti. Evet, onların şirketinin bilgi ve birikimi üst düzeydeydi. Evet, onlar sektör lideriydi. Ancak kaybettiler. Peki bu nasıl oldu? Kısaca; farklı fikirleri hızlı ve etkin bir şekilde üretemediler, projelendiremediler. Yani ellerindeki bilgiyi yeni düşüncelerle besleyemediler ve yeni düşüncelerle yeniden tasarlayamadılar. Sonuç olarak on yıl içinde yok olup gittiler. Dünya çok hızlı değişiyor ve bu değişimde bilgi birikiminden çok hızlı fikir üretmek ön plana çıkıyor. Bilgi birikimini sürekli uçuk kaçık fikirlerle beslemeyen şirketler yok olup gidiyor. İşte tam bu yüzden düşünmenin, fikir ve proje üretmenin önemi bir adım daha öne çıkıyor.

Louis Pasteur’ün de dediği gibi şans ancak hazırlanmış fikirlere gülüyor. Fikir üretip bunu projelendirmeyen kaybediyor. Bu şekilde, günümüzde kullandığımız cep telefonları markaları, teknoloji şirketleri ayakta durabiliyor. Aynı fikirlerin üzerinde yüzlerce farklı tasarım yapıp bunların patentini alıyorlar. Yüzlerce fikirlerinden bir ya da iki tanesi hayata geçse bırakın o şirketi dünya değişiyor. Şimdi çoğunuz “Benim şirketim yok ki, ne yapayım ben fikir üretip?” diyebilirsiniz. Ama böyle derseniz yanılırsınız. Çünkü her alanda her şekilde her bireyin devamlı küçük ya da büyük fikirler üretmeye ihtiyacı vardır. İnsan ancak bu şekilde yaşayabilir zaten. Bu fikir üretme işini çeşitli sorunların çözümü ve hem kendi hem ülke geleceğini düşünerek yaptığımızda tahmin bile edemeyeceğimiz fırsatları yakalayabiliriz. Tabi bu fırsatları yakalayabilmek için fikirlerimizi bir an önce hayata geçirmeye çalışmalıyız. Ünlü yönetim bilimci Peter Drucker’in dediği gibi “Acil olarak eyleme dökülmeyen bir plan-proje sadece iyi bir dilek olarak kalır.” Bu yüzden düşünmeli, fikir üretmeli ve planlamamızı yapıp bir an önce hayata koymalıyız, koymaya çalışmalıyız. Ne olursa olsun bu proje üretme isteğimizi de ömrümüzün sonuna kadar koruyabilmeliyiz ki gelecek nesillere daha güzel bir dünya bırakmak için çalıştığımızı sözde değil özde gösterebilelim.

Rahmetli Başbakan Adnan Menderes’in dediği gibi “Her fikrin bir kıymeti vardır. Durmuş bir saat bile, günde iki defa doğruyu gösterir.” Yanlış yapmaktan kormayın ve “Benim fikrim kıymetsiz.” diye düşünmeyin. Bilgi ve birikimleriniz doğrultusunda fikirlerinizi üretin, hayata geçirin ve insanlarla paylaşın. Özellikle seçim döneminde belediye başkan adaylarına şehrinizle alâkalı fikirleri iletmekten çekinmeyin. Çekinmeyin ki beyin fırtınaları ile daha güzel bir gelecek inşa edebilelim.

Afyonkarahisar olarak;

Türkiye yürüyorsa biz koşalım, Türkiye koşuyorsa biz uçalım.

Bu enerji bizlerde fazlasıyla var.