.
.
M. Selim SARIKAYA
Arayış - suhutunsesi@hotmail.com

TARİHİMİZE BAKALIM

15 Ocak 2019, Salı

     

Geçen hafta Kayseri’de köpeklerin saldırısı sonucu vefat ettiği söylenen çocuklarımızı herkes duymuştur. Bunun dışında da birkaç olay daha meydana geldi. Olayların adli ve kriminal yönü devletin işi, ancak sokak köpekleri ve hatta genişleterek söylersek sokak hayvanları ile ilgili yönü hepimizi ilgilendiriyor. Her gün televizyon ekranlarında sokak hayvanlarına iyi ve kötü davrananlar peşi sıra gösteriliyor. Bu haberler bir bakıma bizim aynamız. Yani bu haberleri izlerken hayvanlara kötü davranan insanları eğitemediğimizi ve iyi niyetli insanlarımızın da yaptıkları iyiliklerini kurumsallaştıramadığımızı görüyoruz. “Kurumsallaşma” sözcüğünü iyi niyetli kardeşlerimizi eleştirmek için değil toplum olarak bizim yaptığımız bir hatayı vurgulamak için söylüyorum. Hâlbuki çoğu şeyde olduğu gibi bu konu ile alakalı olarak da tarihimize baksak konu hakkındaki birçok problemimizi kolaylıkla aşacağız. 

 Hiç duydunuz mu bilmiyorum ama tarihimizde “Mancacılık” diye bir meslek vardı. Mancacılar her mahallede bulunur ve mahalleli hem bu kişilerin geçimini temin eder hem de mahallede bulunan sokak hayvanları için yemek temin ederdi. Kısaca mancacılar, kedisinden köpeğine, kuşundan böceğine mahallede bulunan her hayvanın bakımını yerine getirirdi. Hayvanlarla alâkalı bir sorun olduğunda da önce onlara sorulurdu. Hatta bu kurum o kadar iyi işliyordu ki yabancı gezgin ve devlet adamları bunları hatıratlarına yazarak kaydetmişlerdi. Daha uzun bir şekilde burada anlatmaya gerek yok. Merakı uyanan okuyucularımız basit bir internet taraması ile kolaylıkla daha ayrıntılı bilgilere ulaşabilirler. Bu minvalde geleceğim nokta şu; geçmişinde atalarının uyguladığı böyle güzel bir uygulama olan bizler neden hiç belediyelerin barınaklarından medet umarız. Hepimiz biliyoruz ki bu barınaklar maddi olarak büyük bir külfet ve günümüzde çeşitli nedenlerden ötürü (ki yazıyı sonlandırmadan birine değineceğim) artan hayvan nüfusunu karşılama gibi bir şansları yok. Yukarıda değindiğim üzere de iyi niyetli bireysel çabaların nefesi ancak bir yere kadar yetiyor ve barınaklar ise büyük maddi yatırımlar gerektiriyor. Burada “Mancacılık” gibi oluşturulacak ve veterinerlerle koordineli olarak çalışacak bir kurum ise en verimli bir seçenek olarak karşımıza çıkmakta. Böyle bir “yeni” meslek aynı zamanda istihdam bakımından da bizlere faydalı olabilir. Bu işi yine belediyeler, valilikler, ilgili kuruluşlar ve halk beraberce yapar. Yükler paylaşılır ve hafifler.

  Tabi bu kurumu hayata geçirmeden önce sorunun nedenlerinden bir tanesine de değinmemiz gerek. Bir vatandaş olarak gördüğüm en önemli nedenlerden bir tanesi ise evde beslemek için alınıp sokaklara bırakılan cins kedi ve köpeklerimiz. Özellikle üniversitelerin sayısının tüm ülkede artmasıyla beraber şehirlerimize bir canlılık geldi, öğrenci kardeşlerimizin  birçoğu  evcil hayvanlar aldılar. Bunlara ek olarak zaman içinde değişen aile yapıları ve yaşam biçimlerine bağlı olarak aileler çocuklarına, bireyler kendilerine neredeyse hiç sorgulamadan evcil hayvanlar aldılar. Evcil hayvan satışları arttı. Buraya kadar her şey güzel ancak asıl hikaye burada başladı. Öğrenci kardeşlerimiz bu hayvanlara bakamadılar. Ya maddi olarak güçleri yetmedi ya da mezun olup şehri terkedecekleri zaman evcil hayvanlarını yük olarak gördüler. Aileler ise tabiri caizse heveslerini aldıktan sonra bu hayvanları sokaklara saldılar. Bilhassa Anadoludaki birçok şehrimiz cins kedi ve köpeklerle doldu taştı. Giderek nüfusları arttı. Hatta bazı belediyeler evcil hayvan satıcılarına konu ile alakalı eğitimler verdi. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse bu iş belediyelerin boyunu çoktan aştı. İşin kötü yanı konu ile ilgili sağlıklı bir veriye ulaşmak oldukça güç ve bu yüzden sorunu tam olarak da tanımlyamıyoruz. Evcil dediğimiz bu hayvanların çoğu özellikle köpekler, son iki yüz yılda melez olarak üretilmiş ve evlerde yaşamaya alışık cinsler. Yani dışarıda yaşamaları önemli bir sorun. Sonuç olarak durmadan, yasak olduğu halde satışı yapılan ve aynı hızla sokağa bırakılan evcil hayvanlarımız var. Bu duruma karşı kurulan birçok dernek var ama olumsuzluklara engel olamıyorlar. Tam burada belirtelim ki hayvan beslemek maddi-manevi önemli bir yük ve sorumluluk gerektirir. Bu yükü kaldıramayacak olanların hayvan edinmesi günümüzde görüldüğü üzere önemli sorunlara neden olmaktadır ve denetlenmelidir. Ayrıca bu sorunu ortadan kaldırmak için bizim çözüm önerimiz yukarıdadır. Eleştirilere de açığız. Gönül ister ki böyle bir proje ilk olarak Afyonkarahisar’da yapılsın ve tüm Türkiye’ye örnek olunsun. Sizce iyi olmaz mı? Biz yapalım, örnek olsun.

Türkiye yürüyorsa biz koşalım, Türkiye koşuyorsa biz uçalım