Daha önce iki yazıyla sizlere aktardığım kutsal topraklardaki müşahedelerimin sonuncusunu
kaleme alıyorum.
´Sabır Mutemire Karşı´ başlığıyla yazdığım makalede, mutemirlerin her türlü şikayetinin karşısına sorumlu kimselerin ´sabır´ kavramıyla karşı çıktığını anlatarak üstü kapalı bir şekilde bu durumu tenkid etmiştim.
Meydana gelen sıkıntıların mesuliyetini sadece bir tarafa yüklemenin haksızlık olacağını düşünerek bu yazıyı objektif olma adına yazıyorum.
Her şeyden önce Hacc ve Umre ziyareti için kutlu yola çıkan insanımız mübarek beldelerde akıl ve mantıkla izah edilemeyecek sorunlarla yüz yüze geliyor. Bir kısmı çok basit ve küçük müdahalelerle düzeltilebilecek müşkilat kifayetsiz kişilerin elinde problem yumağına dönüşüyor. Bazan durum içinden çıkılmaz bir raddeye sürükleniyor ve kişiler birbirilerine fiili müdahaleye kadar götürebiliyor sorunu.
Sıkıntılarının karşısına ´sabır´ kavramıyla karşı çıkılınca tepki gösteren insanımız, kendisinin sebep olduğu problemlerin ya farkında değil ya da umursamazlık içinde. Çünkü yaşanılan olumsuz hadiselerin büyük bir kısmına maalesef mutemirler ya da hacılar sebebiyet veriyorlar. Mübarek beldelerin kutlu ziyaretçilerinin sebep oldukları sıkıntıları tadad etmekten ziyade nedenlerini sıralamaya çalışalım.
1-Elimizde niyet okuma makinesi yok ama mutemirlerin bir kısmı ziyaretlerini Allah rızası için yaptıklarını unutuyorlar. Malum hafıza-i beşer nisyanla malül, bu durumda kafile yetkililerine büyük iş düşüyor. Yetkili kişiler Hacc veya Umre ziyaretini bir eğitim sürecine dönüştürme de yetersiz kalıyorlar. Bazan yetki karmaşası yaşandığı gibi bu yazının esas konusu olan ibadetlerde bireyselleşme yani ibadetiyle öne çıkma hastalığı hasıl olabilecek bir çok güzelliği hem engelliyor hem de karartıyor. işte bu noktada organiza olabilme kabiliyetimizi enaniyetlere kurban ediyoruz. Mesela bir hocaefendi diyelim ki Uhud dağı ziyaretinde euzü besmeleyi çekerek Yasin Suresini okumaya başlıyor, o gurubun içinde bulunan diğer hocalar bir sayfada bize okuturlar diye gidip yanına oturuyorlar ama eyvalla eden yok. Sonra araya soğukluk giriyor ve böyle devam ediyor, sorun çözülmüyor çünkü ´enaniyetler´ girmiş bir kere devreye.
Hocalarından gerekli nasihatı alamayan ´ziyaretçi´ başlıyor ibadet yarıştırmaya. Her gün üç kere tavaf yapmakla övünenler, her gün Umre yapmakla hava atanlar, tavaf yapacağız ve hacer-i esvedi öpeceğiz diyerek zuhr vakti hareme gidip orada da dayanamadık diyerek orucunu bozanlar, gariplikler saymakla bitmez.
Zaten tavaf yaparken ve ravzaya girme esnasında insanların kendi isteklerini yerine getirmek için diğer ziyaretçilere verdikleri eza ve cefa mübarek beldelere gidenlerin malumu. Bu sorunu çözmek için bu ülkenin en büyük dini otoriteleri dini hükümleri açıkça ilan etmeliler. 80 yaşındaki nenemize Hira mağarasına çıkmanın dini hiç bir mecburiyetinin olmadığı kabul ettirilmezse kafilenin din görevlisinin hiç bir etkisi olmaz, olamaz.
Bir hatıramı anlatmak istiyorum: İmanının benden kavi olduğuna şehadet edebileceğim bir arkadaşa sordum. ´Sizi devamlı tavaf ederken, defalarca umre yapmaya giderken gördüm ama hiç Kur´an-ı Kerim okurken görmedim´ deyince verdiği cevap karşısında hem şaşırdım hem de kendi adıma üzüldüm. Arkadaşım maalesef Kur´an okumasını bilmiyordu. Oysa o gurubun içinde ben de dahil olmak üzere ona Kur´an okumayı öğretebilecek en az yirmi kişi vardı. Ben olayın farkına varınca dönmek için sadece üç günümüz vardı. Veyl olsun bize demekle kaldım. Buradan Diyanet yetkililerine sesleniyorum. Özellikle Umre ziyareti için gideceklere Kur´an-ı Kerim okumasını öğretme programı yapıp uygulasınlar. Bunu kontrol altında tuttukları özel tur şirketlerine de uygulasınlar.
2- Mutemirlerin belki de hacıların düçar olduğu hastalıklardan biri de alış veriş çılgınlığı. Bundan dolayı olsa gerekTürklerin adı ´hurmacı´ya çıkmış durumda. Yaşı altmış civarındaki köylü annemiz gelmiş umre ziyareti için. Köyünden kim hacc veya umre için gelmişte neleri kaça almış ve kimlere getirmiş hepsini ezbere biliyor, ve onların aldığından daha değerli şeyleri daha ucuza almak için yanıp tutuşuyor. Üç kelime arapça biliyor diye benim gibi birinden onları sürekli alış- veriş merkezlerine götürmemi bekliyor. Bu alış-veriş çılgınları yüzünden Zemzem sularımız teslim alındığı halde 8 gün oldu hala Zemzem sularımız gelmedi.
3- Bazı hacılarımız Türkiye´deki dini mensubiyetlerini oraya taşıyıp diğer insanlara da empoze etme peşindeler. Maalesef bazı özel şirket görevlileri de bu yönde gayret gösteriyorlar. Bir örnekle bu meseleye de açıklık getirelim. Bir görevli arkadaşımız, ünü dünyaya yayılmış bir cemaate mensup hacıları başka bir Türkiye merkezli gurubun işlettiği otele getirir. Oteli kimin işlettiğini öğrenen gurup otele yerleşmeyi kabul etmez ve görevliden çok zor da olsa başka bir otel bulmasını ister. Halbuki bu iki gurubun hacıları belki de aynı safta namaza duruyorlar hatta yanyana bile geliyorlardı.
Hacc ve Umre çok mühim ve çok zor bir iş. Şunu açıkça söyleye biliriz ki, yapılması gereken çok şey var. Sorumlu ne sadece Diyanet ne de özel şirketlerdir. Bana göre bu günden tezi yok Başbakan bu meseleyle bizzat ilgilenmelidir. Bu yazıları yazarken hiç bir şahsı veya gurubu suçlama peşine düşmedim. Hatta bana çok büyük haksızlık yapanları bile. Onlara mühlet verdim ve dolmak üzere yükümlülüklerini yerine getirmezlerse yakında onları cümle aleme faş edeceğim.
Umre, belirli bir vakte bağlı olmaksızın usulüne göre ihrama girdikten sonra, tavaf ederek Kâbe’yi ziyaret etmek ve diğer bazı dini görevleri yerine getirmek suretiyle yapılan ibadettir.
Adil gulmez kardesim
Selam aleykum
Ne guzel oralara gitmek nasip olmus ne mutlu
Yazdigin herseye desdek veriyorum
Ama ben senden baska gozle anlatmani beklerdim
Oralarin muhabbetinden sevdasindan askindan
Yani bu senin yazdigindan sonra bunu okuyaardan kim muhabbet alirda oralara sevdalanir gitmek ister
Yilmaz rahat
Hollanda
“Safa ile Merve Allahın nişanlarındandır.Kim evi(Kabeyi) hacceder, yada ömre yaparsa onları tavaf etmesinde kendisine bir günah yoktur.”buyurmuştur.
neden yazdigim yorum yok veya neden cevap yok yanlis bir yorum oldugunu sanmiyorum.