_

Hepimiz insanız elbette er ya da geç birimizin birimize ihtiyacı olacak. İhtiyacı olduğunda koşar mı insanoğlu kardeşinin yardımına ya da o çağırmadan onun yanında olur mu zor duruma düştüğünde.
Belki koşar yardımına belki,banane herkes başının çaresine baksın der,ya da gerçek bir arkadaşı yada dostu olduğunda onun yardıma ihtiyacı olduğunu düşünerek o çağırmadan koşar gelir.
Kurulan dostluk eğer hakiki ise inanın bana ne mekân ne de zaman bunların hiçbirisi engel olmaz dostuna yardıma giderken. Ama gerçek dostluk değil de sadece basit bir arkadaşlıktan ibaret ise sudan bahaneler uydurulur.
Bakın gerçek dostluk nasıl olmalı: Ülkenin birinde iki gerçek dost yaşarmış, birinin malı ötekinin malı gibiymiş. Anlaşılan o ülkede dostluk bambaşkaymış…
Bir gece herkes dalmış derin uykulara, orada güneş batımı fırsat bu fırsat der uykunun tadını çıkarırmış herkes. Gece yarısı bizim dostlardan birisi fırlamış yatağından, koşmuş doğru dostunun evine, uyandırmış ev ahalisini tatlı uykularından, dostu duymuş yukarıdan sesini, hemen kaptığı gibi kılcını, kesesini hemen koşmuş dostunun yanına,’’hayrola demiş, merak içinde soluk soluğa. Sen kolay kolay uyandırmazsın kimseyi uykusundan, uykuyu da seversin üstelik kumarda kaybettiysen al şu keseyi, evini bastılarsa işte biz buradayız kılıcım ve ben, haydi gidip haklarından gelelim, yalnız yatamaz mı oldun yoksa, benim güzel cariyeyi al götür öyleyse…
Yok a canım demiş dostu…ne o ne de bu, rüyamda biraz düşünceli gördüm seni,sakın başı dertte olmasın diye koştum geldim,kusura bakma dostum.
Gerçek bir dostu olmak ne kadar güzel bir duygu, derdini açmanı beklemez bile, kendi bulup söylemek ister, belki sen çekinirsin diye. Sevdiği insanın üstüne titrer,bir düşten bir hiçten nem kapar…
Gerçek dostluklar yaşamak dileğiyle
HAYIRLI RAMAZANLAR…
Esen Kalın