Merhaba Sevgili Okurlarım…
Gazetemiz Şuhut’ un Sesi yayınlanmaya başlayalı tam bir ay olda. Bu bir aylık zaman öyle çabuk geçtiki nasıl geçtiğini anlayamadım. Sizlerden gelen eleştirilere kimi zaman çok sevimdim, kimi zaman da çok üzüldüm. Sonuç olarak ben usta bir köşe yazarı değilim. Ama sizlerin desteği ve eleştirileri ile daha kaliteli hizmet sunmaya hazır olduğumu bilmenizi istiyorum. Geçen de kulağıma gelen bir eleştiri yüzünden bu işi bırakmaya karar vermiştim. Beni tanıyanlar nasıl bir insan olduğumu bilirler. Asla haksızlığa tahammülüm yoktur. Gazetemizin sahibi Zeliha ERTEK ve Genel Koordinatörümüz Mehmet ABDİOĞULLARI ile konuyu konuştuktan sonra bizim ne kadar önemli bir hizmet verdiğimizi, gazeteciliğin ne kadar zor iş olduğu, çok fedakarlık isteyen bir iş olduğunu, hedefe giderken gerektiği zaman kör, sağır ve dilsiz olmam gerektiğini öğrettiler. Şu anda çok mutluyum. Çünkü yanımda Zeliha Hanım, Mehmet Bey gibi güçlü isimler var. Buradan her ikisine çok teşekkür ediyorum.
Gelelim bu haftaki Gülderence’ ye; geçen günlerde televizyon da kanalın birinde bir röportajda, “Karne Sizce Neyi İfade Ediyor” diye bir soru soruldu. Bu soruya herkesin kendince bir cevabı vardır muhakkak. Bana göre karne, ailenin tutum ve davranışları, çocukları yetiştirme tarzı, çocukla kurulan iletişim, öğretmen, öğrenci ve aile ilişkisinin kağıt üzerinde not alarak belirtilmesidir. Bu nedenle çocuğun almış olduğu notlar sadece çocuğun değil, aynı zamanda ailenin notlarıdır. Okul zamanı çocukla ilgilenmezsek, anne sürekli gezmede, baba kahve köşelerinde vakit geçirirse, çocukta karnede zayıf getirdiği zaman önce kendimizi eleştirmeliyiz. “biz bu çocuğa ne verdik karşılığında ne istiyoruz” düşünmemiz gerekir. Şu anda çocuklarımız yaz tatili yapıyorlar. Peki bu çocukların kaç tanesi tatilde konu tekrarı yapıyor veya kitap okuyor. Araştırmaya kalsak sayıları yok denecek kadar azdır. Sizce yaz tatilinin bu kadar uzun olmasına gerek var mı? Bu kadar uzun süreli tatile tamamen karşıyım. Çocuklarda yaz tatili sonrasında müthiş bir kopukluk oluyor. Geçen yıl okul açıldığında kızımın sınıfında hem öğretmeleri hem çocuklar hemde bizler çok zorluk çektik. Çocuklar tatil boyunca kitap yüzü açmadılar. Dönüşte okumayı kekeleyerek okumaya başladılar. O yüzden uzun süreli tatile karşıyım. Avrupadaki ülkelere baktığımızda Türkiye ‘ mize göre daha az tatil yapıyorlar. Bu yüzden başarı onlarda daha iyi oluyor.
Peki çocuklarımız tatili hak etmiyorlar mı? Tabiki tatil onların hakkı, senenin neredeyse üçte ikisini ders çalışarak, o sınavdan bu sınava koşturarak geçirdiler. İmkanlarına göre tatili güzel değerlendirsinler. Tadını çıkarsınlar. Kafelerde zaman öldürmek yerine bol bol kitap, gazete okusunlar.
Son olarak yine ailelere seslenmek istiyorum. Çocuklarımıza sorumluluk almayı ancak bizler öğretebiliriz. Çocuklar kendi kendilerine sorumluluk duygusuna sahip olamazlar. Çocuklarımıza sorumluluk almayı ancak bizler öğretebiliriz. Çocuklarımıza yapacakları işi emir yoluyla veya nutuk çekerek değil, şiddet kullanarak zaten hiç değil, güzel dil ve şevkatle anlatarak yaptırmalıyız. Hoşçakalın….