_
Bu başlığı görünce biliyorum ki okuyucularımız biraz düşünüp sonra da yadırgayacaklardır. Top deyince futbol, basketbol, voleybol, tenis gibi herkesin bildiği yuvarlaklar akla gelecektir. Bunların hepsinin aklı vardır. Bazıları yüzlercesini, bazıları binler, onbinlercesine, bazısı da milyonları ekran başına ve statlara toplar. Bu topların en akıllısı da futbol topudur. Neden derseniz; dünyadaki bütün dilleri bilir, dinleri, ırkları, renkleri ayırt etmez. O top dediğimiz en küçük oyuncusundan seyircisine kadar bizleri yönlendirir. Sınır ve ülke tanımaz; hatta savaş halındaki ülkeleri bile barışa davet eder. Ne gariptir ki insanoğlunun aklı topun aklı kadar çalışmaz diye düşünüyorum. Tabi ki bu tartışılabilir. Bunu okuyucularımın takdirine bırakıyorum.
Her topun aklı var dediğimde de; ister voleybol ister futbol ister basketbol ve diğerler, bu dalda oynayan sporcularımıza adeta ders verir. Futbol topuna vurduğumda sen onu kötü yönlendirdiysen; bana iyi vuramadın, doğru bir teknikle vurmuşsan hedefine ulaşmış ise sana bir aferin der. Diğer spor dallarında da aynı şey geçerlidir.
Bizi ve bütün dünya ülkelerini sınır, dil, din, ırk ayırt etmesizin yönlendirebilen bu akıllı toplara teşekkür etmek gerekir. Yönetici ve teknik adamlara düşen görevde; sporcularını eğitirken çocuklarımızı ve gençlerimizi bir insan olarak görmek, kendilerimizi eleştirerek onlara iyi eğitim vermek ve topluma kazandırmak en büyük görevlerimizden olsa gerek
Şimdi sizlere soruyorum. Bizler mi yoksa toplar mı akıllı?
Geçen haftaki yazımda bir matbaa hatasını düzeltiyor özür diliyorum.
Düzeltme;
“Bir insan toplumun her kesimi tarafından seviliyorsa, o kişi toplumun en şerefli insanıdır.” Sözü yerine
“Bir insan toplumun her kesimi tarafından seviliyorsa, o kişi toplumun en ŞEREFSİZ insanıdır” Şeklindedir.
Bu Haftanın Sözü;
“Bir ülkede akıl ve sanattan çok servete değer verilirse, bilinmelidir ki orada keseler şişmiş, ama kafalar boşalmıştır.”
Büyük Frederik