Mehmet Abdioğulları
Doğruya Doğru - turkuaz.dergi@hotmail.com

CUMHUR İTTİFAKI VE ŞUHUT BELEDİYE BAŞKANLIĞI

29 Ekim 2018, Pazartesi

     

Şuhut’tan telefon üstüne telefon, eleştiri üzerine eleştiri…

 

Şuhut Belediye Başkan Aday Adayları ile alakalı yazılarımızdan sonra ilçemizden telefon üzerine telefon yağıyor, hatta kamu kurum ve kuruluşlarındaki sıkıntılardan tutun, belediye hizmetlerindeki aksamlara kadar bir çok konuda e-posta ve telefon almaktayız. Buda ziyadesiyle okunulurluk adına bizleri memnun etmektedir.
Ama bu haftaki konularımızın başında CUMHUR İTTİFAKI ve Şuhut Belediye Başkan adaylıkları gelmektedir. Ebetteki hemşerilerimizden gelen her telefon, her ihbar bizim için  vazgeçilmezdir. Vakti zamanı gelince hepsini değerlendireceğiz.

 

Bu günlerde  ülke siyaseti çok önemli gelişmelere sahne oldu.
Bunların başında ve en önemlisi Cumhur İttifakı’nın yerel yönetimlerde devam ettirilememesi oldu.

 

Hesapların hepsi bozuldu.
Bilhassa bıçak sırtında olan büyükşehir belediye başkanlıkları konusunda tam bir muammaya dönüştü. Örneklemek gerekirse İzmir dahi kurulacak Cumhur İttifakı’yla kazanabilme şansı doğabilecekken, ittifakın gerçekleşmemesi ile birlikte, risk altına girilmiş ve Cumhur İttifakı’nın başarısızlığıyla sonuçlanacak bir gidişata dönüşmüştür. Bu durum İstanbul, Ankara gibi metropol kentlerde de devam etmektedir. Önümüzdeki süreç bu riskleri Cumhur İttifakı noktasında çok konuşulur ve tartışılır hale getirecektir. 

 

Cumhur İttifakı’nın yerelde devam etmemesi en çok  muhaliflerin mutlu etti. Peki, Cumhur İttifakı’nın yerel yönetimler seçimi öncesinde yerel seçimler için uzlaşı zemini kalmamasının ana sebebi ne olabilir diye düşünecek olursakda karşımıza değişik argümanlar çıkmaktadır.

 

ANDIMIZ VE KADER MAHKUMLARINA AF
 MHP lideri Sayın Bahçeli’nin tabiri ile “Kader Mahkûmları” için istediği genel af konusunda AK Parti ile bir türlü paydaş bulamaması olarak gösterilmektedir. Bir diğer uzlaşı zemini bulunmayan mesele de ilkokullarda öğrencilere okutulması kaldırılan “Andımız” konusunda da görüş ayrılıkları olması olarak da gösterilmektedir. 


Bir diğer sebep ise her iki partide yereldeki seçmenlerini kaybetmek istemeyişleri ve gelecek günler için kendi güçlerini görmek istemelerinden kaynaklandığını düşünmekteyim. Çünkü başkanlık sistemine geçilmesiyle birlikte % 50+1 formülü gelecekte  kurulacak ittifakların yerelde alınacak oy sonuçlarına ve üretilecek politikalara göre gelişecektir. 

Bu sebepten sanki Cumhur İttifakı’nın yerel seçimlerde uygulanmaması tüm partilerin faydasına olacak bir hadise olarak karşımıza çıkmaktadır.


Cumhur İttifakı’nı oluşturan partilerin genel başkanlarının bu konudaki açıklamaları sanki ortak akılın devam ettiğinin ispatı niteliğindedir. Her iki genel başkanda  ‘Meclis çatısı altında İttifak’a devam edileceğini sadece yerel seçimler de ittifakın olmayacağını’ ifadelendirmeleri bunun ispatı niteliğindedir.

 

Yerel seçimlerde tabanın istemediği bir AK Parti belediye başkan adayına veya MHP’li bir başkan adayına diğer taraf oy kullanmaz ise bu durumdan her iki partide zararlı çıkacaktır.


Çünkü ana muhalefet bu fırsatı asla kaçırmak istemeyecektir yerelde kaybeden AK Parti’yi veya MHP’yi  genel seçimleri yapmaya zorlamak için kaçınılmaz bir fırsat olarak göreceklerdir. Bu da  24 Haziran Genel Seçiminin tekrarını  2019’da  yapmak zorunda bırakabilir. 

 

Bizim genelle olan düşüncelerimiz bu boyuttadır, değişik düşünen arkadaşlarımızda olabilir, onlarında fikirlerine saygılıyız bu konuda kalem oynatan olursa sayfalarımız onların düşüncelerinede hazırdır.

 

Gelelim geçen haftaki yazımızdan sonraki gelişmelere..
Köşemde Sayın Recep Bozkurt ve diğer belediye başkan aday adaylarıyla alakalı düşüncelerimi kaleme almıştım, bir çok isimden bahsettim ama bir tek yerden ses geldi, her halde makam ve mevkinin getirmiş olduğu sorumluluk bu olsa gerek.

Geçen sayılarda  kimler hakkında yazılar yazmıştık, Sayın Çetin Çiftçi; Sayın Bilal Çiftçi, Sayın İbrahim Yıldız, Sayın  Umut Eroğlu, Sayın, Gültekin Özdemir, Sayın Ali Altan ve kanaat önderleri, ile eski siyasiler gibi bir çok isim vardı. Ama birçoğu bizi tebrik ile takdir ederken bir tanesi fitne ile suçladı. El insaf be harbiden el insaf.

 

Kullanacağım üslubu özenle seçmeye çalışıyorum.
Çünkü kul hakkını bilirim, terbiyesiz bir gazeteci olsam, yaşananlar karşısında değişik bir üslup kullanıp, İstanbul gazetecileri  gibi değişik manşetler atabilirdim, soru sorar geri çekilir, verilen cevap üzerinde bir sürü kalem oyunu yapabilirdik.

 

Örneklemek gerekirse Sayın Başkan Bozkurt’un şu ifadesi üzerinden bile bir sürü malzeme çıkarılabilir ve zor duruma sokulabilirdi. Başkan Bozkurt, bakın ne demiş   ‘Basın özgürlüğü bizim olmazsa olmazımızdır. Ancak basın mensupları eleştiri adı altında fitne çıkarmamalıdır.’ Diyerek açıklamada bulunmuş. 

 

Bence çok güzel bir uyarı, hatta bu uyarısına bende imza atarım. Böyle bir cümle üzerinden yola çıkarsak ‘Bay başkan Fitne çıkaranları açıkla!..’ diyerek   atacağımız tek bir manşet üzerinden, bu konuyu günlerce işleyebilirdik. Fakat bu bizim yayın politikamız hiç olmadı, olmamasına da dikkat ediyoruz. Bu tür yayıncılık ne size, ne bana, ne de Şuhut’umuza bir katkısı olmaz. Bilakis yayıncılık etiğine zarar verir.

Şuhut’un Sesi gazetemizin 369. sayısındaki Doğruya Doğru isimli köşemde size siyasetle alakalı yorumlarımın arasında tırnak içinde altını çizerek beyan ettiğim bir cümle vardı, çünkü sizi tanıdığım için bu cümleyi özellikle koydum, bakın ne yazmışım ve neden yazmışım buna siz karar verin ve bir daha, bir daha düşünün, lütfen tekrar tekrar okuyun. ‘İnsanoğlu nefsine esir düşer, hak olan sözü batılla süsleyebilir’ diyerek yazmıştım. 

 

İyiki de yazmışım çünkü bu günleri görüyordum. Yapıcı tenkit ve eleştiriler size değil fayda, muhtemelen zarar verdiğini düşünüyorsunuz. İki kelimeden sonra dahi bu kadar hızlanmanız bile bizim için bir nimettir. Haa gayret şu altı aylık sürede Şuhut’umuzun bütün sorunlarını bu hızla çözeceğinize inancım tamdır…


Bu sorumluluk ve bu anlayışla yayınlamış olduğum köşe ve yazılarımın size ayna olduğu bilincindeyim, hadise böyle olmasaydı zaten, Şuhut Halkı meyve yiyemezdi. Bizim yorumlarımızdan hemen sonrasında sizin Şuhut’ta ki asfalt çalışmalarını incelemeye AK Parti İlçe Başkanı ile gitmeniz, bunun ispatıdır. Biz bu resimden ve çıkan tablodan ziyadesiyle mutluyuz.  Birlikte ve istişarede hayır vardır. Bunun haberini de gazetemizde okuyarak objektifliğimize not verebilirsiniz.

 

SAYIN BAŞKAN RECEP BOZKURT’TAN İYİ BİR BÜROKRAT OLUR
Sayın Başkan, mahkeme kadıya mülk değildir. Bugün belediye başkanı olmayabilirsiniz, lakin biz sizin için hiçbir zaman kötü konuşmamışızdır, bilakis sizin olmadığınız platformlarda sizleri hak ettiğiniz için savunmuşuzdur. Sizinde söylediğiniz gibi ‘Gayri meşru hiçbir şeyin içinde olmadım. Emanete hıyanet etmedim. Makamı ve yetkilerimi şahsi çıkarlar adına kullanmadım.’ sözünüzün bizde arkasındayız. Aksi olduğunu gördüğümüzde yayınlamaktan da korkmayız. 
Bu güne kadar Kimseye de laf söyletmedik, söyletmeyiz de. Söylenecek bir laf olursada söylemekten kaçınmayacağımızı sizde bilirsiniz. 

 

Ama sizle alakalı  düşüncelerimizi paylaşmakta günah olmasa gerek, saygı duyar veya duymazsınız, saygı duymazsanız aksini savunursunuz, ama siz siz olun, fitneyle kimseyi suçlamayın.

Allah önünüzü açık etsin. Sizden harika ve çok başarılı bir bürokrat olacağına eminim. İnşallah bürokrat olarak da sizleri en güzel yerlerde görürüz ve yine birlikte devletimize hizmet ederiz. Edinmiş olduğunuz siyasi deneyim ve tecrübe burada kalmamalı, siz bu memlekete daha çok hizmet edecek bir donanım sahibisiniz. Umarım bizim baktığımız pencereden bakarken yine  ‘İnsanoğlu nefsine esir düşer, hak olan sözü batılla süsleyebilir’ cümlesini hatırlatmamıza gerek koymazsınız. 

 

BU ARADA . . .
Medyada fitne çıkarmak isterseniz çok değişik yolları vardır. Bir medya organı ismini, adresini, künyesini, tam olarak yazıyor ve yazdığının arkasında duruyorsa bu fitne değildir. Üstelik köşemdeki yazının altında imzam vardır. Yorum hakkımı kullanmışımdır, buda yetmezmiş gibi yaptığım yorum sonrasında bu satırların ve sayfaların size açık olduğunu deklare etmişimdir. Söylediğimin arkasındayım bunun doğru olduğunu en az sizde benim kadar çok iyi biliyorsunuz, hatta parti organlarınız ve dava arkadaşlarınızda çok iyi bilmekteler. Bu yüzden yapılan yorumların bir tek sizi rahatsız etmesini de, sizin vicdanınıza bırakıyorum.. 

 

Gelecek sayıda ki köşemin  konusu: Şuhut Halkı Nasıl Bir Belediye Başkanı İstiyor
Hoşcakalın dostçakalın.