AKİLLER VE BEDELİ MUKABİLİ GELENLER ARASINDAKİ FARK

7 Mart 2016, Pazartesi 15:21

     


DOĞRUYA DOĞRU / MEHMET ABDİOĞULLARI

AKİLLER VE BEDELİ MUKABİLİ GELENLER ARASINDAKİ FARK

 

Papalı kel Mehmet değilim,

‘Halvaa’ demesini de biliriz ‘helva’ demesini de biliriz.

 

BAŞKANLIK SİSTEMİNİN TOPLUMSAL ETKİSİNİ VE TOPLUMSAL YANSIMALARINI GÖRMEK İÇİN YAPILAN ARAŞTIRMALAR,  AKİLLER YERİNE YANDAŞ KALEMŞÖRLERE AMANET EDİLDİ İZLENİMİ GÖRÜNTÜSÜ YARATIYOR.

Afyonkarahisar Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından ünlü haber spikerlerinin konuk olacağı “Afyon’da Haber, Hukuk ve Medya Paneli” düzenlendi.

Buraya kadar her şey çok güzeldi, Belediyemiz basın çalışanları tarafından gerekli tüm hazırlıklar yapılmış, Afyonkarahisar’da ki basın mensupları tek tek aranmış, gerek davetiyelerin ulaştığı gerekse katılıp katılınamayacağına kadar teyitler alınmış, Akademik ve konunun uzmanı olan Üniversitedeki hocalarımız ihmal edilmemiş, güzel bir çalışma ortaya konmuştur.

 

Bu anlamda toplantıya ev sahipliği yapan Belediye Başkanı Burhanettin ÇOBAN ve ekibini kutluyorum. İnşallah bu toplantıların devamı gelir.

Bende 2-3 gün önceden programımı bu anlam da yaparak, akşamı iple çektim ve salonda sessiz bir köşede yerimi aldım.

Konuların ve konuşmacıların çok güzel seçildiğini düşünüyor, programı ilgi ve keyf ile izliyordum,

“Afyon’da Haber, Hukuk ve Medya Paneli” gibi önemli bir konu Halk Eğitim Merkezi RAM Salonunun da gerçekleşecekti. Hepiniz bilirsiniz bu salon çok küçüktür, küçük olmasına rağmen salonun üçte ikisi boştu.  Haber spikeri Duygu Canbaş’ın moderatörlüğünde düzenlenecek olan panelde Buket Aydın ve Av. Serkan Toper konuşmacı olacaklardı.

         Panelde, Başkanlık Sistemi, Yeni Anayasa, Medya- Siyaset İlişkisi, Hükümetsiz Bir Basın ya da Basınsız bir Hükümet olur mu?, Basın Çalışanlarının Hukuki Sorumlulukları ve Meslek İlkeleri, Medya Etiği- Ahlakı, Haber Alma ve Verme Özgürlüğü. Gazetecinin Görevi Nedir? Vatandaş Gazeteci Uygulaması, Muhbir, Muhabir Farkı, Haberin Veriliş Tarzı ve Etkisi, Haber Kanalları Pirime- Time Kanallarda Haber Veriliş Farklılıkları ve Amaçları, Medya Toplumun Güvenini Yeniden Kazanabilir mi?, Medya Güvenilirlikte Kaçıncı Kurum, Önceden Nasıldı, Şimdi Nasıl ve Neden Böyle oldu?, Medya Patronluğu ve Siyaset Erk İlişkileri, Basın Suçları ve Hukuki Karşılık gibi konular ele alınacak.

Konu tam olarak benim uzmanlık alanıma girmese de, Amerika’ya olan 7 günlük iş seyahatimde programımı üç gün uzatarak ‘Başkanlık’ sistemini ve Amerika’nın parlamenter sitemi,Hukuk anlayışı  ve medya organları hakkında gazetecilik refleksi ile bir dizi çalışma yapmıştım.

Her ne kadar da üç günlük bir araştırma yeterli olmasa da az veya çok bir katkımız olur düşüncesiyle gittiğim salondaki moderatör ve konuşmacı arkadaşların derslerine çalışmadıklarını hatta geçmişteki bilgiler ışığında toplantıyı tamamlayıp bir an önce gitmek istedikleri kanaatine vardım.

Konuşmamacı arkadaşların söylemlerini baştan sonuna kadar dinledim, toplantıya katkı sunmak için söz istedim.

Pazar olması münasebetiyle kirli bir sakalım vardı, kıyafetimde yarı spordu, moderatör arkadaş yerli şivemden dolayı muhtemelen beni bir şeye benzetemedi ve laflarımı ayva tıkar gibi boğazıma tıkma isteği ile konuşmamı kesmeye çalıştı ve başarılı da oldu.

Dinlemek istemeyen ve toplumun seslenişine kulaklarını tıkamak isteyen bu zatlar, ACILIMI anlatmak için yola çıkan AKİLLER ’in düştüğü hataya düşüyorlardı, son bir gayretle bunu anlatmaya çalışmasam da kadının fendi beni yendi ve ONE MINUTE. Konuşmam son buldu.

Elbetteki bu gelen konukların arkasından yazmak veya çizmek bize yakışmaz, nede olsa köylüyük..  Aslımız asaletimiz ve konukseverliğimiz buna izin vermez.

 

Lakin biz ne anlatmak istedik, onlar ne anladı.

Akiller topluluğu Afyonkarahisar’a geldiğinde, çocukluktan bu tarafa ilgiyle izlediğim AYNA isimli köşe yazarı Rahmetli Hasan AKKAYA’ da vardı ve bu yazar herkesin kuyruğunu kıstığı 28 Şubat kararlarının en fazla tenkit eden ve dik duran yazarlar arasındaydı.

Toplantı öncesi kendisiyle biraz sohbet ettik, sürecin yanlış işlendiğini mümkünse yerel gazeteci arkadaşlarımızdan da bu konuda katkı alınması gerektiğini ifadelendirdik.

Yılların gazetecisi gelen konuklarla yerel medya mensuplarının karşılıklı sohbet edebilmesi için toplantı sayısını artırdı ve muhalefetten tutun, sağcı, solcu, inanan inanmayan Atatürkçü veya milliyetçi her görüşten olan gazeteci meslektaşlarını dinlediler ve toplantı her iki taraf içinde çok verimli geçti.

Her ne kadarda hükümet tarafından atılan bu adım tam bir başarı göstermese de, halka inme ve halkı dinleme konusunda yapılan en ciddi yaklaşımlardan bir tanesiydi. Bu yüzden halka inme çaba ve gayreti olan tüm toplantılara katkı sunmak bizim vatandaşlık görevimizdir.

Hatta bu toplantıda, toplantının organizatörlerinden olan Gazeteci Sayın Fadime ÖZKAN yapılan tenkit ve eleştirilere daha fazla dayanamayarak, kibarca salonu terk etmişti.

 

Aynı ben gibi.

Toplantıda yöreye has organizatör kimlikli ve entelektüel sayılan birçok gazeteci arkadaşımız vardı, mesela salonda olanlardan, İsmail Akar, Dinçay Doğar, Selami Çalışkan, İsmail Nakilcioğlu, Rektör yardımcısı Mehmet Karakaş, Avukat Nilgün Seçen yer alabilirdi.

Üstelik 28 Şubat kararları nedeniyle okuma yazması olmadığı halde örgüt kurmakla suçlanan ve DGM’de Nuh Mete Yüksel’in yargıladığı rahmetli Anneciğimi ve 28 arkadaşını kıymetli avukatımız Sayın Nilgün seçen savunmuş ve beraat ettirmişti. Dünü ve bu günü bilen birisi olarak fikirlerine konuşmacı olarak yer verilebilirdi.

Salonda olmayan Afyonkarahisar’ımızın entelektüel kimlikli gazeteci veya kanaat önderi olan birikim sahiplerine gelince, Mehmet Sami Hancıoğu, Mustafa Ceylan, Hüseyin Tutumlu, Ertuğrul Sevim, Müjdat Kayayerli, Kadir Atınkaya, Niyazi Kahraman, Fevzi Şen, gibi bir çok isim bu panel de yerel panelist olarak görev alabilirdi. Üstelik bunlar bilabedel görev alır daha da verimli olurlardı.

O zaman bedeli mukabili görevli olan arkadaşlarda görevlerini layıkıyla yapabilmenin huzur ve hazzı içersinde amirlerini bilgilendirirlerdi.

İşte efendim Afyonkarahisar halkı başbakanlık sistemi hakkında ve medyaya, hukuka, vs vs karşı düşünceleri bu yöndedir diyerek sağlıklı bilgi aktarabilirlerdi.

Ama olmadı, benim güzel meslektaşlarım, bizi anlamadı ve beni konuşturmadılar, varsın konuşturmasınlar canları sağ olsun. Ne de olsa onlar yolcu biz hancıyız.

Gene gelirler gene misafir ederiz, belki de daha güzelini yaparız, şahsım adına kötü bir toplantı yaşasam da sonradan arkadaşlarımdan edindiğim izlenimde, konuşmacıların kürsü sonrasında yaptığı sohbetlerde bizlerle aynı fikirlerle ayrıldıklarını öğrendim ve endişem bir kat daha arttı.

 Demek ki bedeli mukabili gelenler dahi kendi konuştuklarına inanmıyorlardı. İşte buna çok üzüldüm.

Çünkü bu memleketin insanı konuşmalı tartışmalı, hatta dinine, rengine, ırkına siyasi görüşüne bakmadan herkes konuşmalı ve konuşturulmalıdır.

Tamam ben MEHMET’İM amma…

Pappalı Kel Mehmet değilim,

Halvaa demesini de biliriz helva demesini de biliriz.

Hoşça kalın dostça kalın







 
Son Eklenen Haberler