google.com, pub-8113579863566713, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Veysel EROĞLU ve Bıraktığı eserler..

24 Ekim 2015, Cumartesi 18:00

     


Doğruya doğru
Veysel EROĞLU ve Bıraktığı eserler..
Bu vatanın evladı, Şuhut’un çamurlu yollarında büyüdü.
Bu seçim Veysel Eroğlu nun seçimi.. Bu seçim Şuhut’un seçimi..
Şuhut’un sokaklarında büyüyen bir vatan evladı olarak, Sayın Veysel EROĞLU nun ilçemizden çıkması ve sayısız başarılara imza atması, çoğu zaman tüylerimi diken diken eder, gözlerim buğulanır gıpta ve imrenerek hocama bakar ve gururlanırım.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ.
ALLAH’IM BU NASIL BİR KEYF, ANLATAMAM.
Bir toplantı nedeniyle Urfa ve Siirt’e gitmem gerekti. Terör nedeniyle herkes uçak yolculuğunu tercih ederken ben inadına karayoluyla gitmeye karar verdim. Üstelikte gece yolculuğu yapmam gerekiyordu, Adana’ya kadar her Şey mükemmeldi, lakin Adana’dan sonra ise Allaha emanetsin, yol güzergahında korkmadım desem yalan olur, bacaklarımın titrediğini hatta bir ara telefonla oğlum Hasan ı arayarak kendimce cesaret bulmayı bile denedim.
Batman’da sokakları gezdim, Araplarla ve yerli halkla konuştum, sohbet ettim, kahvelere girdim, esnaftan alışveriş yaptım, buradan Siirt’e geçtim, Siirt’te kaldığım otele yerleştikten sonra saat 20.00 sularında çarşıya indim, burada da Esnafla ve vatandaşlarla hoş sohbette bulundum.
Akşam otelime dönüp, istirahata çekildim, sabah uyanıp kahvaltımı yaptım. Maalesef kötü bir alışkanlık olduğunu biliyorum ama gerçeği de yazmak zorundayım.
 Otelin önünde sigara içmek için  çıktım. Bir taraftan çayımı yudumlarken bir taraftan etrafı gözlemliyordum. otelin önünde Almanı, Fransızı, İngiliz’i, Ermenisi, Rumu, Yahudisi, dolmuş sohbet ediyorlardı.
Yanımdaki Siirt Gazeteciler Cemiyet Başkanı Mehmet Abiye’ Bunlar kim?’ diye sorduğumda, kimisini arkeolog, kimisinin gazeteci, kimisinin turist olduğunu söyledi, Bende mehmet abiye dönüp, ‘desene abi bütün ajanlar bizim otele yerleşmiş.’ dediğimde, Siirt’in en güzel oteli burası mecburen öyle dedi.
Garip benim ülkemde Mezopotamya coğrafyasında 72.5 millet toplanmış ve kulis yapıp şer oyunlarını sergiliyorlardı. Elbette ki ben güneydoğuyu anlatmayacağım. Ben Veysel EROĞLU’ nu anlatacağım.
Siirt belediye başkanı HADEP ten olduğu için ziyarete gitmek istemedim, lakin cemiyet başkanı Mehmet abi ısrar etti, ‘Gel sen emin ol pişman olmayacaksın’ dedi.

SİİRT’E BAŞKANA DA ZİYARETE GİTTİK, VALİYE DE ..
Gördüğüm manzara ve işittiklerime çok memnun kalmış ruhum okşanmıştı.
Afyonkarahisarlı olduğum ve Şuhut’ lu olduğumu duyan başkan ve Vali, Orman ve su işleri Bakanımız Veysel EROĞLU ’dan  övgü ile bahsedip minnetlerini ifade ediyorlardı.
Esnaf ziyaretlerimde, vatandaşlarla olan sohbetlerimde, yapılan Barajların, yapılan göletlerin, yapılan arıtma sitemlerinin hepsinde imzası bulunan Veysel hocamızı hepsi seviyor ve takdir edip dua ediyorlardı.
Evet Veysel hoca her yerde ama her yerde adını altın harflerle yazdırdığına gözlerimle şahit oldum,
Başka bir seyahatimden de bahsedeyim, yine bir toplantı nedeniyle, Amasya ya gitmem gerekiyordu, Amasya ya vardığımda otelime yerleştim, küçük butik bir oteldi, sabah kahvaltısı da yoktu. Bu yüzden çarşıya indiğimde her yerde Sayın Bakanımız Veysel EROĞLU hoş geldin afişleri vardı.
İçim burkuldu, Veysel hocam Amasya ya gelmiş ve ben görememiştim.
Lokantaya oturup bir kahvaltı söyledim, garsona sordum, ‘Bakan niye geldi’ diye.
Garson ‘Daha gelmedi abi bu gün gelecek, bize muhteşem bir çevre arıtma sitemi kurdu onun açılışını yapacak’ dedi. 


Sevinmiştim, hocamı amasyada Görebilecektim. Demek ki gördüğüm afişler ve hazırlıklar bunun içinmiş.
Hemen Amasya daki gazeteci arkadaşlarımdan birsisini aradım ve bu günkü Bakanın programını bana bir atabilirmisin dedim.
Program e-posta yapan arkadaşım teşekkür ettim.,

 

Bakanımızın programında ilk ziyaret  saat 10.00 da Amasya valiliğine yapılacaktı.. Saatte 09.30 gösteriyordu, hemen garsona sordum, valilik nerede!
Garson parmağıyla gösterip ‘şu karşıda abi’ dedi.
Kahvaltıyı bırakıp, valiliğin yolunu tuttum, polisler nerededeyse almayacaklardı, derken bakan beyin eskortları ve güvenlikleri gözüktü, hemen yüzü tanıdık bir korumanın yanına gidip, selam verdim, ‘ Beni içeri aldırta bilirmisin’ dedim.
Koruma tanımıştı, ‘Hemen gir sen abi, valinin makam odasının yanında özel kalemde bekle seni görüştürürüz’ dedi.
Bende Amasya valisinin özel kaleminin odasına gittim, Bakanım saat tam 10.00 da geldi.
Vali beyin ve Bakanımızın kısa konuşmalarından sonra Sayın bakanım beni gördü, ‘sen ne yapıyorsun burada’ dedi ve oradaki gazetecilere beni takdim ederek, kendisinin de gazeteci olduğunu anlattı. Ve övgüler sıraladı. Allah aşkınıza kaç bakan bu güne kadar Şuhutlu bir delikanlının gönlünü hoş edip derdini sordu. İşte bu yüzden ben hocamı çok seviyor ve halktan birisi olduğu için gurur duyuyorum.
Salondan çıktığımızda bütün Amasya ondan bahsediyor, yapılan tesisin muhteşemliğini anlatıyordu.
Yani İzmir den tutun, Van’a kadar, Trabzon’dan, Antalya ya, Hatta Kıbrıs a ve Türk Cumhuriyetlerine kadar yurdun her bir noktasında sayın bakanımızın sayısız hizmetleri var.
BİZDE ŞUHUT’TA KAHVE KÖŞELERİNDE, HALA SİYASET ÜRETİP, ŞU PARTİ ŞÖYLE BU PARTİ BÖYLE DİYE TARTIŞIYORUZ, EL İNSAF BEYLER EL İNSAF.
Düşünmeyin beyler gün düşünülecek zaman değil. Düşünecekseniz de Şuhut Milliyetçiliğini Şuhut’a ve Şuhutlu Veysel EROĞLU ’na sahip çıkarak düşünün
Gün Bu Gündür. Şuhut’umuzun çocuğu olan ve ülkeye hizmet eden sayın  Veysel EROĞLU’na sahip çıkma zamanıdır.
Hangi parti olursa olsun, Şuhut’umuzun geleceği ve alacağı hizmet, Şuhut’un yetiştirdiği bu çalışkan insan Veysel EROĞLU’ dan geçecektir.
Bu yüzden Şuhut milliyetçiliği yapacaksak, geleceğimize sahip çıkacaksak, Sayın Bakanımız Veysel EROĞLU’ nun etrafında kenetlenmeli ve sandığa giderken Şuhut’umuzu düşünmeliyiz.
 Unutmayın herkes kapısının önünü temizlerse ülke tertemiz olur. Bizim Şuhut’umuz tertemiz, her bakan, her siyasetçi, kapısını önünü Veysel hoca kadar temizlerse ülkemizde güllük gülistanlık olacaktır.
Yapılan yatırımlar, yapılan hizmetler terörü bitirecek ve dış mihraklara aman vermeyeceğiz.ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara bizler son vereceğiz.

 

ŞUHUTUN MİMARI ÜLKENİN MİMARI
Şuhut’un mimarı olmak ve bu lakabı hak etmek her babayiğidin harcı değildir, Bu lakabı hak etmek için bedel ödemek ve bu sokaklarda büyümek lazım, Seydi köyündeki kırk pınardan su içmek, Başören köyünün  yaylaların da kekik toplamak, Hisarın Tepesinin eteklerinden kar yağdığında kızak yaparak kaymak, yatağan dağında badem toplamak, Abdil çeşmesinde su içmek ve  söğüt gölgesinde uyumak, gali çayının Hors mevkisinde yunmak (yüzmek ve yıkanmak) Harman yerin de  Düğene binmek, ve Şuhut umuzun doğal güzelliğinin simgesi olan ahşap ve  kerpiç karışımı evlerin arasındaki dar sokaklar da gezmek gerekir.

Tüm bunları öğrenmek için Imışların Şükriye, diye bilinen  halamıza gittim. Elini öptüm.
‘ Bana biraz Veysel Hocamı anlatırmısın!’ dedim.
Bakın halamız ilerlemiş yaşına rağmen tatlı tatlı neler anlattı.
 

 O küçücük dünyamızda daha altı yaşındayken emsallerinden farklı olarak Kerpiç ve ahşaptan yapılma evlerinin küçük bahçesinde çiçekler diker, ağaçları sulardı. Diye anlatmaya başladı.

Şükriye halamız devam etti anlatmaya ‘Diğer çocuklardan farklıydı, sessiz sakin ve çalışkandı, evin bahçesinde devamlı toprakla uğraşır, çiçekleri ağaçları sulardı. Okul yıllarında da başarılıydı, hiç diğer çocuklara benzemez, çoğu zaman okuldan eve, evden okula giderdi. Süt içmeyi çok severdi.
Evimizde iki ineğimiz bir danamız vardı.  Süt eksik olmazdı. Veysel her türlü yemeği yer ve ayırt etmezdi. Sağlıklı beslenir, temizliğine çok dikkat ederdi.’
Diye anlattı, Şükriye halamız, peki ya sonra dediğimde, ‘ Evlat ben gelin oldum, ondan sonra baba evine 15 günde veya  haftada  bir uğrar oldum, ne kadar bilebilirim ki’ dedi.
 Eski resimlerden var mı dedim, ‘o yıllarda resim bilmezdik.’ dedi.
Düşünsenize Şuhut’a her geldiğinde Ata ocağını ziyaret edip, hayır duasını alan , akraba ziyaretlerinde bulunan kaç örnek insan var. Çoğu arkadaşımızın ata ocağını ziyaret edip, Akrabalarına uğramadan çekip gittiklerine çoğumuz şahit olmuşuzdur.
Halamıza teşekkür edip, hayır duasını alıp, ellerinden öperek izin aldık. Sayın bakanımızın Hacı Musa mahallesindeki doğduğu ve büyüdüğü eve gittik.
Bahçesindeki güller kış ayına rağmen hala solmamıştı, ağaçlar yapraklarını dökmüş, bahçe sarı yapraklarla doluydu. Gösterişten uzak hoş bir evdi. Şuhut un Hacımusa mahallesindeki bu ev hala yıllara meydan okuyor ve yakın tarihe ayna tutuyordu.


Şuhut un sokaklarında doğup büyüyen ve Şuhut umuza sayısız hizmeti olan Veysel Eroğlu’nun bence yaşamı bir belgesel haline getirilerek, çocuklarımıza örnek olarak gösterilmelidir.
Bakın Veysel Eroğlu, Afyondaki ve Şuhut taki eğitiminden sonra neler yapmış..
İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. Doktorasını İstanbul Teknik Üniversitesi'nde tamamladı. Hollanda Delft'de araştırmalar yaptı. 1984'de doçent, 1991'de profesör oldu. İTÜ İnşaat Fakültesi; Yönetim Kurulu Üyeliği, Çevre Mühendisliği Bölümü[1] Çevre Teknolojisi Ana Bilim Dalı Başkanlığı yapan Eroğlu ayrıca, İSKİ Genel Müdürlüğü[1], İSTAÇ, Kiptaş, BİMTAŞ, HAMİDİYE ve İSFALT AŞ[1], İstanbul Ağaç ve Peyzaj AŞ'de Yönetim Kurulu Başkanlığı,İgdaş'ta[2] Yönetim Kurulu Üyeliği ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yaptı. BEDAŞ, AYEDAŞ, TEMSAN Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulunan Eroğlu, Su Vakfı kurucusu ve mütevelli heyet üyesi olup, Dünya Su Konseyi[3] yöneticisidir.
XXIII. ve XXIV. Dönemlerde Afyonkarahisar'dan, XXV. Dönem İzmir'den milletvekili seçilen Eroğlu, 28 Ağustos 2007 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı görevine getirildi[4].
İyi düzeyde İngilizce bilen Eroğlu, evli ve 4 çocuk babasıdır.Oğlu Bedelli Askerlik yapmasına rağmen, 03.09.2015 tarihinde TBMM de TSK nın yurtdışı operasyonlarına katılması için yapılan oylamada iki elini birden kaldırarak evet demiştir. Veysel Eroğlu'nun 45'i yabancı dilde olmak üzere 350'nin üzerinde kitap, bilimsel makale, tebliğ ve mesleki teknik raporları yayınlanmıştır.
Ülkeye yaptığı eserleri tek bir kitapta toplamak mümkün değildir.
İşte sevgili hemşerilerim.
Eğer Şuhut’a ve Şuhutluya sahip çıkacak ve gelecek nesillere güzel bir Şuhut bırakacaksak, Veysel hocamıza sahip çıkacak, sağcı solcu demeyecek, kenetlenecek ve tek bir yürek olacağız.
Kim ne derse desin, 2000 yılından bu tarafa sayısız ihale yapan, sayısız eser bırakan ve Hükümetin en büyük yatırım yapan bakanlığını yıllarca yöneten ve hakkında bir kere dahi şaibe bulunmayan Veysel hocamıza sahip çıkma günüdür.


Sayısız defa hakkında şaibe çıkarmaya çalışan dış mihraklar ve İstanbul medyası, gram bir şey bulsaydı. Şimdiye kadar bakanımızı aforoz ederdi. 
İçinde Allah korkusu olan ve memleketine hizmet aşkıyla yanıp tutuşan bu Devlet Adamına, içimizdeki Allah korkusu ve memleket sevdamızla sahip çıkma günümüz gelmiştir.
Hepimiz ermeniyiz, 
Hepimiz bilmemneyiz..
 diyerek naralar atacağımıza, 
Hepimiz Şuhut ’luyuz 
Hepimiz Veyseliz diyerek naralar atmalıyız.
Hoşcakalın dostcakalın.

 







 
Son Eklenen Haberler