ÖMER GİBİ GİDEBİLMEK… ( GEÇEN SAYININ DEVAMI )

28 Aralık 2011, Çarşamba 13:41

     

Yûnus Emre ne güzel söyler:
Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana Seni gerek Seni

Gafil insanların gözlerini kamaştırarak çoğu kere kulu dalâlete düşüren dünyanın para, pul, şan, şöhret ve şehvetleri, selîm bir kalbe sahip olanlar için aslâ bir kıymet ifâde etmez. Evliyâullâh ve sâlih mü"minler, dâimâ Hakk"ın rızâsını gözetirler ve istikâmetlerinden zerre kadar ayrılmazlar. Onlar dünyânın aldatmacalarına karşı dâimî bir uyanıklık hâlindedirler.
Yahyâ b. Muâz -rahmetullâhi aleyh- şöyle der:

"Ârif, âhıreti sağ eline, dünyayı sol eline almış, gönlünü de Hakk"a çevirmiştir. Artık hiçbir şey onu Hakk"tan başkasıyla meşgul edemez."
Hazret-i Mevlânâ Mesnevî"sinde şöyle der:
"Dünya, Allâh"tan gâfil olmaktır. Yoksa para, kumaş, kadın ve evlâd sahibi olmak değildir. Seni oyalayıp Hak"tan gâfil kılan ne varsa senin dünyan odur."
Yâni istiğnâ, sadece mal-mülk ve servete karşı değildir. Kulu Rabbinden gâfil kılan bütün varlık ve meşgûliyetlerden kalben sakınmak îcâb eder.
Kalbleri Allâh"tan gâfil bırakan en güçlü müessirlerden biri de "hubb-i riyâset, liderlik ve saltanat arzusu"dur. Dünya târihi, hırsla saltanat sâhibi olmak isteyen veya liderlik mevkiini korumak için nice zulumler işleyen zâlimlerle doludur. Ancak İslâm târihinde gönlü Hakk"a bağlı olup saltanat arzusuna esîr olmayan ve gerektiğinde elindeki güç ve otoriteyi kendi arzu ve irâdesiyle devredebilme olgunluğuna ermiş âbide şahsiyetler mevcuddur. Özellikle târihte üç şahıs vardır ki bunlar, İslâm birliği uğruna kâ"bına varılmaz bir ferâgat örneği sergileyerek arkalarından serâpâ hayır ve fazîlet hâtırâları bırakmışlardır.

Bunların ilki peygamber torunu Hazret-i Hasan -radıyallâhu anh-"tır. Hasan -radıyallâhu anh-, devletin bölünmemesi uğruna halîfeliği altı ay îfâ ettikten sonra bunu büyük bir kalbî olgunlukla Muâviye"ye devrederek siyâsî çekişmelerin önüne geçmiş ve büyük kitlelerin birbirleriyle çarpışarak kardeş kanının seller misâli akmasına mânî olmuştur.

İkincisi de doğu illerini büyük bir sevgi seli hâlinde, hiç kılıç kullanılmadan Osmanlı"ya bağlayan İdrîs-i Bitlisî Hazretleri"dir.
Üçüncüsü ise Barbaros Hayreddîn Paşa"dır ki, koca Cezâyir"in ve daha nice yerlerin sultanı durumunda iken, emri altındaki memleketi birlik ve bütünlük için Osmanlı sultanına bağlı bir eyâlet hâline getirmiş ve kendisi de o büyük devletin me"mûru olmayı bir ülkenin hükümdarlığına tercih etmiştir.
Süleyman -aleyhisselâm-, mal-mülk ve saltanat sevgisini gönlünden çıkarıp attığı için kendisini fakir addederdi. Sabahleyin kalkınca, fakir ve garip kimselerin yanına gider, büyük bir tevâzû ile onlarla oturur:

"Fakir, fakirlere yakışır." derdi.
Hülâsa, dünyâda hiç kimseye muhtaç olmamak için çalışıp, helâlinden mal-mülk edinmek kusur değil bilakis:

"Herhangi birinizin iplerini alıp dağa gitmesi ve sırtına bir bağ odun yüklenip onu satması ve Allâh"ın bu sebeple onun şerefini koruması, verseler de vermeseler de insanlardan bir şeyler dilenmesinden daha hayırlıdır." (Buhârî, Zekat, 50-53; Nesâî, Zekât, 85) hadîs-i şerîfi mûcibince bir meziyettir. Zîrâ varlıklı ve kuvvetli bir mü"min daha fazla infak eder, daha çok insana iş imkânı hazırlar, hayır işlerine koşar ve netîcede "İnsanların hayırlısı, insanlara hayırlı olandır." hadîsinin sırrına mazhar olur. Yanlış olan; dünyadan nasîbini aramak değil, ona gönlü kaptırmak, dinî ve vicdânî vazifeleri ihmâl etmek, cimrilik edip dünyâya esîr olmaktır. Unutmamalı ki paranın yeri kasa ve kesedir, gönül değildir!
O hâlde bu hususta da riâyet etmemiz gereken nebevî ölçü şudur:
"Dünyâya gönül bağlama ki Hak seni sevsin; insanların eline bakma ki halk seni sevsin." (İbn-i Mâce, Zühd, 1)

Cenâb-ı Hak cümlemizi sevip sevdirdiklerinden eylesin! Kendinden gayriye, yâni mâsivaya karşı gönlümüze nebevî bir istiğnâ ihsân buyurup bütün rağbet, alâka ve bağlılığımızı yüce aşkına ve emr u femânına tahsîs kılsın!
Âmin... Dipnotlar: 1. Bkz. Müslim, Zühd, 36 2. Şehbender-zâde Ahmed Hilmi, Târih-i İslâm, c. I, s. 367 3. Bkz. Müslim, Cennet, 55 İstiğnâ/altınoluk Osman Nûri Topbaş
2001 - Eylul, Sayı: 187, Sayfa: 028







.  
Son Eklenen Haberler